Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma)


MUVAZAA

Muvazaa, tarafların hiç hüküm doğurmayacağını bilerek sözleşme yapmaları veya görünürdeki sözleşmeden başka bir sözleşmenin geçerli olacağı ve hüküm doğuracağı konusunda anlaşmalarıdır. Burada önemli olan hususlardan biri, tarafların üçüncü kişileri aldatma kastıyla hareket etmeleridir. Görünürdeki işlem, muvazaanın varlığı halinde geçersiz olur ancak arkasında gizlenen sözleşme, kanun tarafından geçerlilik şartı öngörülmüşse bu şekil şartının yerine getirilmiş olup olmadığına bakılır. Gizli sözleşme şekil şartına uygun ise geçerli olur. Ancak konusu imkansız olmamalı ve hukuka, ahlaka aykırı olmamalıdır. Muvazaalı sözleşme ise başından beri geçersiz olduğundan taraflar için alacak ya da borç ilişkisi doğmaz. Muvazaalı sözleşmenin geçersiz olduğunu taraflardan biri veya külli halefleri tarafından daima ileri sürülebilir.

MURİS MUVAZAASI

Muris muvazaası, miras bırakan ile lehine tasarrufta bulunulan tarafın, aralarında yaptıkları gizli anlaşma ile mirasçılardan mal kaçırması sonucu ortaya çıkar. Hukuken nispi muvazaa olarak kabul edilir. Nispi muvazaada, görünürdeki işlem ve gizli işlem olmak üzere iki işlem vardır. Muris muvazaası, nispi muvazaanın özel hali olup, miras hukukuna özgüdür. Burada da miras bırakan mirasçılarını aldatma kastıyla hareket etmektedir.

Muris muvazaasında miras bırakanın gerçekten de amacı sözleşme yaparak taşınmazını devretmektir. Ancak asıl amacı olan mirasçısını mirastan yoksun bırakmayı gizleyip, bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya satış iradesini açıklamak suretiyle devretmektedir. Buradan anlaşılması gereken, muris muvazaasından bahsedilebilmesi için taşınmazın mutlaka tapuya kayıtlı olması gerekir. Görüldüğü üzere satış iradesi görünürdeki işlem, bağış ise gerçek işlemdir. 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; miras bırakanın, Tapu Sicil Memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklanmış olması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı zedelenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin TBK hükümlerine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil bakımından geçersiz olduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine karar vermiştir.

Bu karar ve doktrinden yola çıkarak önemli birkaç husus karşımıza çıkmaktadır. Muris muvazaasından söz edilebilmesi için; taşınmazın tapuya kayıtlı taşınmaz olması, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırma amacının olması, saklı paya bakılmaksızın tüm mirasçıların davacı sıfatına sahip olması, zamanaşımı süresinin söz konusu olmaması gerekir. Ayrıca açılacak dava tapu sicilinin düzeltilmesi davası olacaktır.

Görünürdeki işlem: Muris muvazaasının unsurlarından biri olan görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradesini yansıtmayan, yaptıkları anlaşma uyarınca hüküm ve sonuçlarını doğurmayacak sözleşmedir. Sözleşme geçerliliği için tarafların karşılıklı irade beyanlarının uygun olması gerekir. Ancak muris muvazaasında, miras bırakan ve karşı tarafın iradeleri muvazaa konusunun hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı hususunda birbirine uygundur.

Gizli işlem: Muris muvazaasının unsurlarından bir diğeri olan gizli işlem, miras bırakan ile karşı tarafın kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurması için yaptıkları, görünürdeki işlemin arkasında saklanan sözleşmedir. Tarafların iradeleri birbirine uygundur. Yeter ki kanunda aranan şekil şartlarına tabi olsun. Bu nedenle bağışlama sözleşmesinin ivazsız olması hukuki işlemin esas unsuru olduğundan gizli işlem olan bağışlama sözleşmesi, şekil şartına aykırı olduğundan geçersizdir.

TAPU İPTALİ DAVASI

Bir mirasçının muvazaa sebebiyle tapu iptali davası açabilmesi için, miras bırakanda aradığımız mal kaçırma kastının ille de o mirasçıya yönelik olması gerekmez. Muvazaalı yapılan taşınmaz satış sözleşmesinde görünürdeki işlem muvazaalı , gizli işlem de şeklen aykırı olduğundan geçersiz olacaktır. Dolayısıyla tapuda yolsuz tescil gerçekleşeceğinden karşı taraf mülkiyeti hiç kazanamamış ve saklı paya sahip olan olmayan tüm mirasçılar da tapu kaydının düzeltilmesini talep etme hakkına sahip olmuş olacaklardır. Muvazaalı işlemin yapılmış olduğu tarihte, mirasçı sıfatına sahip olmayıp sonradan bu sıfatı kazananlar da işlemin iptalini talep edebilirler. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali davasında, dikkat edilmesi gereken husus miras bırakanın mal kaçırma iradesi ile hareket edip etmediğinin tespit edilmesidir. Bu tespiti de somut olayın özelliklerine göre hakim takdir edecektir.

Yargıtay, muris muvazaasının tespit ve nitelendirmesini yapabilmek için miras bırakanın asıl amaç ve iradesinin tereddüte yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılmasına bağlamaktadır. Bu doğrultuda verdiği kararlarda, gizlenen gerçek iradenin tespiti zor olduğundan delillerin eksiksiz toplanılması ve doğru bir şekilde değerlendirme yapılmasının büyük önemi olduğunu vurgulamaktadır. Yargıtay miras bırakanın gerçek iradesini tespit edebilmek için birkaç olgudan yararlanmaktadır. Bu olgulara örnek olarak;

  1. Olayların olağan akışı
  2. Ülkenin ve bulunduğu yörenin gelenek ve görenekleri
  3. Miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve geçerli bir nedeninin olup olmadığı
  4. Miras bırakanın bakımını üstlenmiş olduğu kişiye karşı minnet duygusu
  5. Davalının taşınmazı alabilecek kadar maddi gücünün olmaması
  6. Miras bırakanın maddi açıdan satış yapmaya gerek duymayacak kadar varlıklı olması
  7. Satış bedeli ile gerçek değer (sözleşme tarihinde) arasındaki fark v.s

Tüm bu açıklamalar nezdinde Yargıtay’ın görüşü, miras bırakanın birlikte yaşadığı ve kendisinin bakımını üstlendiği mirasçısına karşı duyduğu minnetle taşınmazını devretmiş olmasında mal kaçırma kastının olmadığı, dolayısıyla muris muvazaasının şartlarının oluşmadığı yönündedir.

TENKİS DAVASI İLE İLİŞKİSİ

Tenkis davası, saklı pay mirasçılarının, saklı pay oranlarının ihlal edilecek düzeyde olan tasarruflarının miras bırakanın ölümünden sonra iptal edilmesine yönelik açılan özel dava türüdür. Burada, miras bırakanın beyanı ile iradesi arasında çelişki bulunmamaktadır. Sözleşme geçerliliğini korur. Muris muvazaası davası(Tapu iptali davası) ile tenkis davası aynı davada terditli olarak ileri sürülebilir. Ancak ayrı açılmaları durumunda, tenkis davasının daha erken sonuçlanır ve mahkeme kararı sözleşmenin geçerli olduğu yönünde kesinleşirse, bu kesin karar muris muvazaa davasını da bağlar. Davaya devam edilemez. Şayet muris muvazaa davası daha erken sonuçlanır ve davanın kabul edilirse, bu sefer tenkis davası konusuz kalacaktır. Uygulamada genellikle tek bir dava açılır. İlk önce tapunun muris muvazaası nedeniyle iptali talep edilir. Aksi kararın çıkması durumunda tenkis hükümlerinin uygulanması istenir.

MUVAZAA ANLAŞMASI

Tarafların iradelerine uymayan görünürdeki işlemi, kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayacağına, yalnızca üçüncü kişileri aldatma amacı olacağına ilişkin yaptıkları anlaşma, muvazaa anlaşmasıdır. Bu anlaşmada tarafların muvazaayı kararlaştırması gerekir. Muvazaa anlaşması tarafların istekleri ile oluşur. Muris muvazaası anlaşması, şekle bağlı değildir. Yazılı veya sözlü olabilir. Görünürdeki işlemin şekle tabi olması muvazaa anlaşmasını etkilemez.

Muvazaa anlaşması, en geç görünürdeki işlemle birlikte yapılabilir, sonra yapılamaz. Tarafların muvazaa konusunda anlaşmaları zorunluluk teşkil eder. Gizli sözleşmeden bağımsızdır. Bu anlaşma ile taraflar, görünürdeki sözleşmenin hüküm ve sonuç teşkil etmeyeceği ve aralarında uygulama alanı bulmayacağı hususunda anlaşabilecekleri gibi görünürdeki sözleşmenin hüküm ve sonuç doğurmayacağının yanında gizli sözleşmenin hüküm ve sonuç doğuracağı konusunda da anlaşabilirler.

YARGITAY I.HUKUK DAİRESİ 2016/5200 SAYILI KARARI
“…murisin sağlık sorunlarının bulunduğu, miras bırakanın eşi öldükten sonra 15 yıl kadar davalının yanında kaldığı, miras bırakana davalının bakıp ilgilendiği, ayrıca çekişme konusu taşınmazın minnet duygusu ile davalıya verildiği hususunun davacının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, satışa konu edilen bir malın değerinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin, başka bir ifadeyle, malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya emek de olabileceği kabul edilmelidir.…miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı kabul edilmelidir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir