Yapay Zekanın Türk Hukukuna Uyarlanması Zaruriyeti


Yapay zeka çağımızın en büyük buluşlarından biri olmaktadır. Düşünen bir bilgisayar veya robot ile dünyamızdaki yaratabileceği değişimleri öngörmek mümkündür. Hayatımıza her anlamda dahil olabilecek bu buluş hukuki sistemlerini de büyük ölçüde etkileyecektir. Şu an bile bazı ülkelerde hukuk alanında ki uygulamalarını görmekteyiz. Bu uygulamaları kendi ülkemize taşıyıp yeni dünyaya ayak uydurmak da bizim elimizdedir. Yapay zeka alanında ülkemizde birçok çalışma yapılmaktadır buna rağmen yapay zekanın hukuk alanına uyarlanmasına dair çalışmalar bulunmamaktadır.

Bu çalışmaların bulunuyor olması yanında getireceği sorunların yığılması ile karışıklıklar meydana getireceği aşikardır. Yapay zekadan alanımız hakkında bahsedebilmemiz adına konuyu çok iyi kavramamız ve yapılan uygulamamlar hakkında haberdar olmamız gerekmektedir. Öngörülebilecek uygulamalar sıralanmalı bu uygulamalar hakkında çözümler üretilmelidir. Kanaatimce yapay zeka hukukumuza iki ana başlıkta girecektir. Yapay zekanın uygulamalarında kaynaklanan hukuki sorumluluk ve yapay zekanın hukuk sistemimize nasıl uyarlanacağı konularıdır. Bu ana başlıklar altında birçok alt başlık ile dallanarak devam edecek ve hukuki bir alan oluşturacaktır. Bu yeni hukuki alanın ismi ‘Yapay Zeka Hukuku’ olarak nitelendirilecektir.

Yapay Zeka Uygulamalının Hukuki Sorumluluğu

Türk hukuk sisteminde sorumluluğu tartışılan, şartlara göre değişkenlik gösteren yapay zeka sorumlulukları vardır. Yapay zeka uygulamalarında zararın nasıl tazmin edileceği? Yapay zeka uygulamalarında zarardan kim sorumlu tutulmalıdır? Yapay zeka uygulamalarında otonomların hukuki kişiliği var mıdır? Sorulan bu soruları çeşitli somut olaylar ile cevaplandırılması gerekmektedir. İlk önce bakmamız gereken yapay zekanın hukuki kişiliğidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının doğduğu andan itibaren hak ehliyetine sahip olmaktadır. Hak ehliyetine sahip olmanın tanıdığı ayrıcalıklar borç altına girebilmek ve hak sahibi olabilmektir. Yapay zekanın bu otonomları hak ehliyetine sahip olup olmayacağı belirsizdir. Eğer bu makinelere kişilik oluşturulabilir ise sorumluluklarının doğacağı aşikardır ve buna dayalı değerlendirmeler yapılacaktır.

Kişilik oluşturulamaz ise sorumluluk doğmayacaktır. Robotların veya otonomların işlediği suçlardan ilk örneği 1981 yılında gerçekleşmiştir. Kenji Urada, adındaki bir Japon vatandaşı fabrikada robotunu yapmakta ve geliştirmektedir. Bir gün robotu kapatmayı unutur. Robotu üzerinde çalışırken hareketlerinin kısıtlanmasından dolayı Kenji Uradayı tehdit olarak görür ve koluyla vurarak öldürür. Somut olayda robotun kişiliği varmışçasına engellendiğini düşünerek adamı öldürerek suç işlemiştir. Lakin burada robotun aslında kişiliğinden kaynaklanmamakta robotu yapan mühendisin programlaması sebebiyle kazaya sonuç vermesidir. Kişilik kavramından söz edemeyiz. Bu somut örnek 1981 yılında gerçekleşmiş olup günümüze kadar yapay zeka sürekli gelişme göstermiştir. Artık yavaş yavaş robotların kişiliği olabileceği ihtimalinden söz etmemiz mümkündür. Türk Ceza Kanunu’nda ise suçlunun cezalandırılmasından daha çok önemli olan suçun önüne geçip suç oranını azaltmaktır. Suçluya ceza verilmesinin nedeni ise cezaların suçta caydırıcı olabilmesindendir. Eğer yapay zeka otonomlarından kaynaklı suç oluşmuş ise aynı suçun tekrarlanmaması yapay zekanın önemli özelliklerindendir.

Akit dışı sorumluluk: Burada bakacağımız ilk durum Türk Borçlar Kanunu 66. Maddesi kapsamında ‘Adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu’ olarak değerlendirilip değerlendiremeyeceğimizdir. Yapay zekanın çalışan sıfatı kazanması onu çalıştıran arasında istihdam ilişkisi oluşması önemlidir. Lakin bulunabileceğini düşündüğümüz istihdam ilişkisi yapay zeka ve iş veren arasındaki nitelikleri karşılamadığından kurulamamaktadır. Türk borçlar kanunun 66. Maddesine göre istihdam edilen ‘gerçek kişi’ olma şartı aranması neticesiyle istihdam ilişki kurulamamaktadır. Buna bağlı olarak yapay zeka otonomlarını çalıştıranların zarar verdiği 3. Kişilere adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu hakkında uygulanabilmesi mümkün değildir.

Yapay Zekanın Hukuk Sistemimize Uyarlanması

Yapay zeka uygulamaları dünya geneline yayılarak ilerlemektedir. Farklı ülkelerde birçok uygulama alanı bulmuştur. Bunların en başında tıp gelmektedir. Kalbi bile yönetir hale gelerek ne zaman kan pompalayıp ne zaman temizleyeceğini kalbi yöneterek kontrol etmeye başlamıştır. Yapay zeka otonomları bu büyük gelişimleri sadece tıp alanın da değil diğer alanlarda kat etmiştir. Bu alanların önde gelenleri; Hukuk, askeri ve otomotivdir. Konumuz dahilinde hukuk alanındaki gelişmelere bakacak olursak en büyük adımı Çin atmıştır. Ülkeyi donattıkları kamera sistemiyle her bireyin yaşamını inceleyen yapay zeka beyni suç işlemeye eğilimi olan vatandaşları tespit etmiştir. Tespit ettiği şahıslara suç işlememesi için tedbirler uygulanmıştı.

Bu uygulama neticesinde suç oranında yüksek bir düşüş yaşanmıştır. Böyle bir uygulamayı kendi ülkemizde de uygulayabilmemiz gerekmektedir. Artan nüfusumuz beraberinde suç sayısını da artırmaktadır. Hukuk sistemimiz belli bir zaman diliminden sonra artan bu suçlar neticesinde yavaşlayacaktır ki şu an da bile çok hızlı bir işleyiş olduğu söylenemez. Yapay zekanın bu otonomları ülkemizin hukuk sistemini rahatlatacak, mağduriyetleri önleyecek ve suçun işlenmeden önce tedbirler almamızda işe yarayacaktır. Başka ülkelerde de yapay zekanın hukuk alanında farklı faaliyetlerini gözlemlemekteyiz. İngiltere ise hakimlik mesleğinin icra edilmesinde kullanmaktadır. Geliştirilen algoritma sayesinde davalara bakmakta karar vermektedir. Algoritma, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlarla yüzde yemiş dokuz oranında aynı doğrultuda kararları vermiştir. Bu algoritmanın geliştirilmesi ve yüzde yüz sonuca ulaşılması halinde hatasız kararlar daha hızlı ve pratik olarak verilecektir. Aynı zamanda İngiltere sadece hakimlik uygulamalarıyla sınırlı kalmayıp avukatlar için yol gösteren kılavuz niteliğinde de bir yapay zeka otonomunu kullanmıştır. Bu kılavuz otonomu davalarda çözüm yolları üretip çıkış yolları bulmada avukatlara yardımcı olmuştur.

ABD bu otonomları kendi hukuk sistemlerine uygulamaları çok görülmemekte çoğunlukla hukuk dışındaki alanlardaki uygulamalarının hukuki sorumluluklarının değerlendirilmesini ele almıştır. Bu değerlendirmelerle robotların hukuki sorumlulukları incelenmiş ve birçok uygulama alanına sınırlandırma getirmiştir. Bunlardan en önemlilerinden biri olan günlük hayatta sıklıkta duyduğumuz Tesla otomobilleridir. Otomobillerin sürüş algoritmaları sürücüye ihtiyaç duymadan kendi sevk ve idaresiyle trafikte ilerleyebilmekte ulaşılacak noktaya varmaktadır. Amerika kanunları Tesla otomobilleri için düzenleme yaparak arabanın sahibi olan kişi otomatik sürücüdeki arabayı kullanmasa bile sürücü koltuğunda oturmalı ve kendisi sürüyormuş gibi dikkatli olmalıdır.

Çağımızdaki gelişimlerden de görüldüğü gibi değişimler kaçınılmazdır. Bu zorunlu değişimlerde çağa ayak uydurmalı kendi hayatımıza yenilikleri uyarlamamız gerekmektedir. Gecikmeden öngörülebilir ihtimallere dayalı araştırmalar yapılmalı, çeşitli eğitimler verilmeli ve bu alanda büyük adımlarla yol kat etmemiz gerekmektedir. Yapay zekanın dünya genelinde ciddi uygulama alanları buluğunu ve hızla ilerlediğini muazzam bir güce ulaşacağını görmekteyiz. Her alana sirayet ederek etmiş olan ve etmeye devam eden yapay zekaya hukukun buna müdahalesi olmayacağını düşünmek abes kaçar. Ancak ülkemizde de bu çalışmaları engellemeye çalışan insanlar vardır.

Bu insanlar bilim kurgu filmleri etkisi altında kalmış ve buna bağlı olarak yapay zeka uygulama otonomları hakkında kıyamet senaryoları çıkartmaktadırlar. Mustafa Kemal Atatürk ‘Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır.’ sözünü söylemiştir. Buna bağlı olarak görmekteyiz bu insanlara karşı gelmeli ve hukukun yenilikler önünde bir engel olarak değil de destekleyici nitelikte olması gerekmektedir. Ülkemizde ise bu tip yenilikleri genellikle ithal etmekteyiz. Bu yol bırakılarak artık kendi altyapımızı oluşturmalı gerekli eğitimleri kendi ülkemizde vermeliyiz. Lisans eğitimleri bunun için çok müsaittir. Verilen dersler ile kendi altyapımızı oluşturmuş olur ve buna bağlı olarak destekleyici nitelikteki çalışmamlar ile yapay zeka uygulamalarını kendi ülkemizde büyük ölçekte geliştirebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir